Hakkımızda


Hikayemiz

Çengelköy’ün, Samatya’nın, Kanlıca’nın, Kuzguncuk’un sıcaklığını barındıran, trendlerin gazabına uğramamış, ruhu bozulmamış, sanki zamanın durduğu bir mahalledeyiz. Köşeyi döner dönmez, mahalleye adım atar atmaz insanın içini hafif lik, etrafını ferahlık kaplar. Bu mahallede sanki ağaçlar daha yeşildir, yemekler daha lezzetlidir.

Mahallenin birleştirici gücü ‘paranın satın alamayacağı’ değerlerinde, lezzetlerinde saklıdır. Her ev, pişirdiğini tüm mahalleyle paylaşır. Biri kabak mücveriyle meşhurdur, öteki cacığıyla... Bu durum en çok mahalle çocuklarının işine gelir; gün boyunca bir aşağı bir yukarı bir evden diğerine tabak taşır, tabaklar elden ele evden eve sürekli değişir. Mahalle çocuklarının favorisi, Adapazarlı ailenin evidir.



Gelelim bütün mahallenin favori lezzetine...Adapazarlı ailenin “Isslama” köftesi herkesin vazgeçilmez yemeğidir. Köftesinde kullandıkları kıymanın etleri Balıkesir ve Afyon yörelerinden gelirken, köftelerin altına koydukları “Isslama” ekmeği özel ekşi mayalı tarifiyle 24 saat kaynatılan kemik suyuyla beraber komşulara dağıtılır. Köfteyi yerken, Bolulu komşunun evinden gelen patates kızartmasının kokusu aklınızı çeler, Konyalı ailenin evinden gelen yanık koyun yoğurdu ile hazırlanan ev yapımı ayranı da içmeye doyamazsınız. Bunların yanında, Bolulu ailenin evinden gelen tarhana çorbasını, sucuğunu, Aydınlı ailenin evinden gelen kızartma tabağını ve sırf Aydın’dan özel olarak gelen kuru biberini de göz ardı etmeyiz. Arada da, sadece kuru üzüm ve su kullanılarak yapılan şekersiz kırmızı ve beyaz üzüm şıraları da unutulmamalıdır ama! Bir de tüm bunların üstüne, tam yemekler bitti derken taptaze manda ve inek sütüyle yapılan sütlaç da yan komşudan gelince keyfinize diyecek olmaz...


Lezzetlerimiz

Öyle bir mahalle düşünün ki, her bir tarafı zengin lezzetlere ev sahipliği yapıyor. Türkiye’nin dört bir yanından gelip mahallemizin sakinleri olan aileler beraberlerinde memleketlerinin lezzetlerini de getirmişleridir. Mahallemizin en güzel tarafı her ailenin, her evin kendine özel lezzetlerinin olmasıdır. Sokağımızda boydan boya yürürken her bir taraftan gelen lezziz kokular aklımızı çelip aç değilsek bile iştahımızı kabartır.

Yemeklerin her zaman nasıl bu kadar taze ve lezzetli olduğu hep bir merak konusu olmuştur. Nasıl her seferinde aynı tat, aynı ahenk, aynı lezzet tutturulabilir?
Her ne kadar merak edilse de tarifler evler arası el değiştirmez. Herkes kendine özgü yemeğini kendi mutfağında yapar ve oradan sonra mahalle sakinleri ile paylaşır. Kendi içinde düzeni olan bu mahallede en önemli şeyler samimiyet, uyum ve huzurdur.



Bir aile geleneğine dönüşmüş, tarifi kuşaktan kuşağa geçen Adapazarı’nın ıslama köftesi; çocuklara ilginç gelsin diye, tekerleme tadında söylenmesiyle beraber mahallede “ısslama” efsanesi doğar. İşin sırrı, Adapazarı’ndaki aile büyüklerinden öğrenilen Islama Köfte pişirme tekniğindedir. Dilim ekmeği kemik suyuyla ıslatılır; köfte Sakarya’dan gelen biber salçasıyla hazırlanır. Mutlaka yanına bir çömlek manda yoğurdu konur. “Bu nasıl köfte ya!” diyen çocuklar, “Köfte değil bu, ıssslama...” cevabı üzerine kıkırdayarak güler.“Isslama”nın şöhreti tüm mahalleye yayılır, evlere tabak yetişmez, mahalle el verir, Adapazarlı aileye“Isslama” dükkanı açılır.

Aile, en iyi “Isslama”yı yapmak için uğraşırken, mönünün kalanını mahallenin diğer sakinleri ve komşular tamamlar. Her komşu, yaptığı en iyi şeyi dükkana getirir, mönü böyle tamamlanır. Kimisinin yoğurt soslu kızartma tabağı meşhurdur, kimisinin özenle kurduğu Gedelek turşusu... Annenin aileden yadigar 50-70 senelik lokal ve geleneksel ıslama köftesi modern bir dokunuşla bugünkü halini alır.

//]]>