Hikayemiz

Çengelköy’ün, Samatya’nın, Kanlıca’nın, Kuzguncuk’un sıcaklığını barındıran, trendlerin gazabına uğramamış, ruhu bozulmamış, sanki zamanın durduğu bir mahalledeyiz. Köşeyi döner dönmez, mahalleye adım atar atmaz insanın içini hafiflik, etrafını ferahlık kaplar. Bu mahallede sanki ağaçlar daha yeşildir, yemekler daha lezzetlidir.

Mahallenin birleştirici gücü ‘paranın satın alamayacağı’ değerlerinde, lezzetlerinde saklıdır. Her ev, pişirdiğini tüm mahalleyle paylaşır. Biri kabak mücveriyle meşhurdur, öteki cacığıyla... Bu durum en çok mahalle çocuklarının işine gelir; gün boyunca bir aşağı bir yukarı bir evden diğerine tabak taşır, tabaklar elden ele evden eve sürekli değişir. Mahalle çocuklarının favorisi, Adapazarlı ailenin evidir.

Bir aile geleneğine dönüşmüş, tarifi kuşaktan kuşağa geçen, Adapazarı’nın ıslama köftesi; çocuklara ilginç gelsin diye, tekerleme tadında söylenmesiyle beraber mahallede “ısslama” efsanesi doğar. İşin sırrı, Adapazarı’ndaki aile büyüklerinden öğrenilen Islama Köfte pişirme tekniğindedir. Dilim ekmeği kemik suyuyla ıslatılır; köfte Sakarya’dan gelen biber salçasıyla hazırlanır. Mutlaka yanına bir çömlek manda yoğurdu konur. “Bu nasıl köfte ya!” diyen çocuklar, “Köfte değil bu, ıssslama...” cevabı üzerine kıkırdayarak güler.“Isslama”nın şöhreti tüm mahalleye yayılır, evlere tabak yetişmez, mahalle el verir, Adapazarlı aileye “Isslama” dükkanı açılır.

Aile, en iyi “Isslama”yı yapmak için uğraşırken, mönünün kalanını mahallenin diğer sakinleri ve komşular tamamlar. Her komşu, yaptığı en iyi şeyi dükkana getirir, mönü böyle tamamlanır. Kimisinin yoğurt soslu kızartma tabağı meşhurdur, kimisinin özenle kurduğu Gedelek turşusu... Annenin aileden yadigar 50-70 senelik lokal ve geleneksel ıslama köftesi modern bir dokunuşla bugünkü halini alır.